Dünyanın en güzel adalarından: Tenerife

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 12/04/2021
Kanarya Adaları'nın en büyüğü Tenerife; muhteşem denizi, birbirinden güzel plajları, doğal güzellikleri hatta eğlenceli karnavallarıyla heyecan dolu bir tatil arayanların adresi...
.stripslashes($urun->baslik).

Hazırlayan: Diş hekimi Müzeyyen Topçu Tan

 

 

Covid-19 ile tanışmamızın üzerinden bir yıl geçti. Malumunuz üzere değil yurt dışı, yurt içi seyahatler bile neredeyse imkânsız hale geldi. Mart ayı itibarıyla kademeli normalleşme sürecine girdik ama virüsün mutasyona uğrayarak daha hızlı bulaşmaya başlaması, bir kez bulaşana tekrar bulaşması ya da aşı olduğu halde hastalığa yakalananların olması kafaları karıştırıyor. Bu yüzden bir müddet daha tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor. Mutasyonlu virüs nedeniyle yurt dışı seyahatlere çıkmak da şimdilik sakıncalı gibi gözüküyor. Ne yapalım? Biz de bu virüs illetinden tamamen kurtulana kadar eski gezileri yazmaya devam ederiz…

Bu sayıda, eşim Dr. Ömer Tan ile birlikte bir seminer için gittiğimiz, çocukluk hayalim Kanarya Adaları'ndan biri olan ‘Tenerife’ seyahatindeki anılarımızı sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

★ ★ ★

50+ yaş grubunda olanlar anımsar; ilköğretim ve lise çağlarında -özellikle kızlar- hatıra defteri ve anket defteri tutardık. O zamanlar elektronik haberleşme, internet vb. olmadığından bizim için sosyal mecra, bu defterlerden ibaretti. Arkadaşlarımızı tanımanın, hayal ve hedeflerini öğrenmenin en kolay yolu buydu sanırım. Nedendir bilmiyorum, arkadaşlarımın anket defterlerini doldururken “En çok görmek istediğiniz yer?” sorusuna ‘Kanarya Adaları’ diye yazardım hep. İlkokulda, sınıfımızdaki dünya haritasına baktığımda küçücük lekeler şeklinde gördüğüm bu adaların ismini ne zaman ve nereden öğrendim anımsamıyorum -muhtemelen filmlerden- ama çocukluğumda en çok görmeyi istediğim yer olarak hafızamın bir köşesinde duruyordu. Masmavi okyanusun beyaz köpükler halinde karaya vurduğu sırada çıkarttığı ninni gibi sesi; cıvıl cıvıl öten kanaryaların, tropik ağaçların arasında uçuştuğu yemyeşil adaları hayal ederdim.

O zamanlar Kanarya Adaları'nın isminin kanarya kuşundan geldiğini zannederdim. Oysa adalarda bulunan çok sayıdaki köpek nedeniyle Latince’de ‘Köpek Adası’ anlamına gelen ‘Canarie Insulae’dan geliyormuş. Adalarda çokça yetişen kanarya kuşları ise adını adalardan almış.

★ ★ ★

Dünyanın en güzel adaları arasında ilk sıralarda yer alan Kanarya Adaları, Kuzey Atlas Okyanusu'nda, İspanya’ya bağlı Tenerife, Fuerteventura, Gran Canaria, Lanzarote, La Palma, La Gomera ve El Hierro olmak üzere 7 adayla birkaç küçük adacıktan oluşan bir takımada. Afrika kıtasının 100 km. batısında yer alıyor. Hava sıcaklığı yıl boyunca 18-30 derece arasında seyrettiği için 12 ay denize girebiliyor. Sörfle ilgilenenlerin tercihi, dalgaların daha şiddetli olduğu sonbahar ve kış mevsimleri oluyor. Adalardaki bilinen en eski yerleşim, M.Ö. 200’de ‘Guanches’ olarak bilinen Berberilere ait. 30 milyon yılda oluştuğu tahmin edilen adaların batan Atlantis kıtasının en yüksek tepeleri olduğu düşünülüyor. Adalar, turizm nedeniyle betonlaşmadan yana nasibini almış ama doğal alanlar da çok iyi korunmuş. Neredeyse adaların yarısı ulusal park kapsamında…

Tenerife

İspanya’nın en önemli turistik yerlerinden biri olan Tenerife, takımadanın en büyük, en kalabalık ve en çok ziyaret edilen adası. Pandemiden önce adayı, yılda 5 milyon turistin ziyaret ettiği biliniyor.

Adanın merkezinde İspanya’nın en yüksek volkanik dağı olan ‘El Teide’ bulunuyor. Teide en son faaliyetini 1909 yılında gösterse de hala aktif yanardağ olarak kabul ediliyor. Bilim insanlarına göre gelecekte şiddetli patlamaların olacağı öngörülüyor. Teide Yanardağı ve çevresindeki Teide Ulusal Parkı, UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde ve dünyada en çok ziyaret edilen ulusal parklardan biri. Ada merkezinden yaklaşık iki saatlik araba yolculuğuyla ya da teleferikle ulaşılabilen Teide Yanardağı; Tenerife’nin her yerinden, hatta bazı çevre adalardan da görülebiliyor. Adada, dünyaca ünlü, birbirinden güzel ve ilginç plajlar var. Volkanik bölge olması sebebiyle jeolojik oluşumlar, doğal kaya havuzları meydana getirmiş. Siyah veya gri renkli kumlardan oluşan plajlar, Sahra Çölü’nden taşındığı söylenen kumlarla oluşturulan sarı kumlu plajlar ya da sadece volkanik taşlardan ibaret plajlar, çöller, kanyonlar görülmeye değer… Güney ve kuzey bölgeleri arasındaki sıcaklık 5-6 derece fark ettiği için adanın kuzeyi daha yağışlı, serin ve dalgalı; güneyi daha kuru ve sıcak oluyor.

Tenerife, Avrupa’daki en fazla endemik türe sahip olan yer. Tertemiz doğası, harika iklimi olan adadaki ormanlarda, ulusal parklarda, yürüyüş parkurlarında bu türleri görmek mümkün… Bunun yanı sıra şubat ayında yapılan ve dünyanın 2. büyük karnavalı olan Santa Cruz Karnavalı; konaklama tesisleri ve gece hayatıyla ünlü olması; yemekleri ve şaraplarının gastronomlar tarafından beğenilmesi; anıtlar, heykeller, müzeler, sanat galerileri... Kısacası Tenerife’ye gitmek için çokça sebep var. Karnaval şubat aylarında gerçekleşiyormuş; hem karnavalı görmek hem kültürel gezi yapmak isteyenlerin kış aylarında gitmesi daha uygun olur kanaatindeyim. Biz haziran ayında gittiğimiz için daha çok deniz ağırlıklı bir gezi oldu.

Adada, biri kuzeyde diğeri güneyde olmak üzere iki havaalanı var. Türkiye’den direkt uçuş yok. Madrid’e ya da Barselona’ya gidip yerel havayollarından biriyle aktarma yapmak gerekiyor. Bizim uçuşumuz direkt uçuş olduğu için 6 saat sonra otelimize yakın olan güneydeki Reina Sofia havaalanındaydık. Otobüslerle Costa Adeje bölgesindeki otelimiz İberostar Anthelia’ya transfer edildik. Okyanus kenarında, tropikal ağaçlar ve bahçelerle çevrili otel, geleneksel Kanarya Adaları evlerinin mimarisinden esinlenerek yapılmış, büyük ve gösterişli bir kompleks. Okyanus manzaralı odamıza yerleştikten sonra, bir şeyler atıştırıp şehri keşfetmek için yürüyüşe çıktık. Önce otelimizin bulunduğu siyah kumlu Playa de Fanabe plajına indik. İrili ufaklı volkanik taşlardan oluşan Costa Adeje sahilinde uzun bir yürüyüşten sonra seyir tepelerinden birinde, eşsiz görünümü tablo konusu olmaya değecek güzellikteki okyanus manzarasını seyredip, okyanus havasını içimize çektik. Bir müddet dinlendikten sonra otelimize döndük.

Siam Park’ı mutlaka görün!

Tenerife’de bir sahil kasabası olan Costa Adeje’de büyük bir alana yayılan Tayland temalı bir su parkı olan Siam Park, Avrupa’nın en iyi su parklarından biriymiş.

Görkemli bir kapıdan girilen Siam Park, palmiye ağaçları içindeki devasa fil ve dinozor heykellerinin, Tayland tarzı binaların, ahşap asma köprülerin; alışveriş yapabileceğiniz küçük market, butik ve Tay tarzı yüzen pazar ve kafelerin olduğu bir kompleks. Hemen girişte neşeyle yüzen fokların olduğu bir havuz karşılıyor sizi. Parkı yaya olarak gezebileceğiniz gibi lastik botlarla da sakince turlayabiliyorsunuz ama adrenalin meraklısıysanız tercihiniz ‘güç kulesi’ olmalı. Şişme botlarla, 28 metre yükseklikteki kuleden dikey şekilde köpek balıklarının olduğu dev bir akvaryuma düşmek oldukça heyecan verici olmalı! Neyse ki kamikaze düşüşten sonra su kaydırağı, camdan tüp içinde akvaryumu turlayarak sonlanıyor. 

Devasa büyüklükte yapay su dalgalarının yapıldığı havuzda eğlenip yine botlarla çok dik ya da tünel şeklindeki kaydıraklardan kayabiliyorsunuz. Sonuç olarak, oralara kadar gitmişken Siam Park’ta bir gün geçirmeye değecek kadar ilginç ve eğlenceli bir su parkı.

Akşam üzeri maskeli balo için kostümlerimizi giyip, gündüz yapay su dalgasıyla eğlenilen devasa havuzun kenarında, akşam yemeği için hazırlanan masalara geçtik. Gündüz dolaşmasak, havuz değil deniz kenarındayız zannederdim zira havuzun kenarı Sahra Çölü’nden getirilen kumlarla kaplanmış. Kokteyl ile başlayan yemeğe yerel sanatçıların verdiği konserler ve danslarla devam edildi. İspanyol mutfağının deniz mahsullerinin ağırlıkta olduğu lezzetli bir yemekten sonra eğlenceli gecemiz havai fişek gösterisiyle son buldu. 

Katamaran gezisi

Ertesi gün tekne turuna katılıp yunus balıkları ve balinaları doğal ortamlarında gözlemlemek için okyanusa açıldık. Otobüsler bizi teknelerin kalktığı Puerto Colon Limanına götürdü. Yaklaşık 3-4 saat süren bu turlar, yelkenli veya katamaranlarla gerçekleşiyor. Bizim tercihimiz katamaran tekneden yana oldu. Teknede mürettebat tarafından hazırlanan aperatif bir şeyler de yenilip, içiliyor. Okyanus mavisinin gökyüzü mavisi ile birleştiği uçsuz bucaksız mavilikte, yer yer beyaz bulutların eşlik ettiği bir seyirde olmak, muhteşem bir duygu. Hele ki bu seyre yunusların ritmik devinimleriyle eşlik etmesi, elinizi uzatsanız başlarını okşayacak kadar yakında olmaları, müthiş heyecanlı bir tecrübeydi. Neyse ki balinalar teknemize yunuslar kadar yaklaşmadı, uzaktan geçtiler. Katamaran tenha bir koyda demir attı. Okyanusun kristal berraklığındaki sularında yüzerken “Bol bol dalalım arkadaşlar, sinüsleri açalım. Bedava okyanus suyu” diye espriler yaptık. Eğlenceli bir günün sonunda, şarkılar söyleyerek geri döndük.

 

Magma Sanat ve Kongre Merkezi

Akşam yemeği ve gala gecesi ilginç bir mimarisi olan Magma Sanat ve Kongre Merkezinde yapılacaktı. Volkanik ve benzeri taşlardan yapılan kongre merkezi, her türlü etkinliğin gerçekleştirilebildiği devasa büyüklükte bir mekân. O kadar büyük ve ses yalıtımı o kadar iyi ki aynı anda 300 kişinin yemek, toplantı, konser vb. etkinliklerini yapabileceği birbirinden bağımsız dokuz bölüme ayrılabiliyor. Gala gecesine uygun giysilerimizi giydikten sonra volkanik bir mağaranın içindeymiş gibi hissettiren restorana gittik. İspanyol orkestra ve sanatçıların yaptığı güzel müzik, dans ve şovlar eşliğinde okyanus balıkları, deniz mahsulleri, adaya özgü patatesten yapılan leziz yemekleri yedik. Hizmet çok kaliteli, yemekler çok lezizdi ama benim en çok ilgimi çeken; kişi başına düşen bardak sayısının 6 olmasıydı.

 

Loro Park

Loro Park, adanın kuzeyinde Puerto de la Cruz’un eteklerinde yer alan, çeşitli hayvan ve bitki türlerinin bulunduğu, 13,5 hektarlık bir hayvanat bahçesi. Lora Park’ta 4-5 ayrı gösteri yapılıyor. Sabah erken saatlerde giderseniz tüm şovları izleme şansınız oluyor. Orka denilen katil balinalar, foklar ve yunuslarla yapılan şovlar çok ilgi görüyor... Hayvanat bahçesi ve hayvanlarla yapılan gösterilere karşı olduğum için ben programa katılmak yerine otelde kalarak sahilde zaman geçirmeyi tercih ettim. Aslında parktaki botanik bahçesini görmek isterdim. Özellikle de seyahate çıkmadan önceki araştırmalarımda ilgimi çeken, buzul çağından bugüne varlığını sürdüren canavar ağaçlarını (Dragon tree)… Parktakiler kadar büyük ve gösterişli olmasa da şehir merkezini gezerken, havaalanından otele giderken gördüklerim ve parka giden arkadaşların çektiği fotoğraf ve videolarla idare ettim.  

Costa Adeje

Otelimizin bulunduğu Costa Adeje, Avrupalı gezginlerin tercihi ettiği bir tatil beldesi. Sahil şeridinde muhteşem plajlara, çok sayıda lüks otel ve restoranlara, dükkânlara sahip bir lokasyon… Biraz alışveriş biraz keşif için öğleden sonrasını şehir merkezine ayırdık. Sahilde dolaşıp, küçük taşlarla kaplı ara sokaklara daldık. Yöresel hediyelik eşyalar satın aldıktan sonra küçük bir kafede oturarak bir şeyler atıştırdık ve sahilde güneşi batırdık.

Costa Adeje’nin ve adada gezdiğimiz diğer yerlerin, milyonlarca turist gelmesine rağmen tertemiz olması, etrafta atılmış tek bir çöp bile görememek beni şaşırttı. Sahiller halka açık, oteller tarafından kapatılmamış. Herkes istediği plajdan okyanusa girebiliyor ve plajlar da tertemiz, tek bir izmarit bile yok. Betonlaşma biraz fazla -kısıtlı bir coğrafyada o kadar turisti nerede konaklatacaklar- ancak devasa otellerin tamamı bir düzen içinde yapılmış, gözü yoran bir kirlilik, kötü görüntü yok. Adada hiç nehir olmamasına rağmen, nüfusun tarımla geçinmesi; su sorununu, atık suların geri kullanımıyla çözmeleri ise takdire şayan... Oteller bölgesinde hemen hiç trafik lambasına rastlamadık çünkü yolların hiçbiri birbiriyle çakışmıyor. Yaya kaldırımları yollar kadar geniş; yaya kaldırımından geçerken, araçlar sakince yol veriyor.

★ ★ ★

6 günlük gezimiz deniz, sahil, güneş, seminer derken göz açıp kapayana kadar bitti. Kısıtlı bir zaman diliminde yapmak isteyip de yapamadıklarımız da kaldı tabii. Birkaç günümüz daha olsaydı eğer:

Volkanik Teide Dağı'na teleferikle çıkmak ve zirveden eşsiz manzarayı seyretmek; Tenerife’nin başkenti ve en büyük şehri olan Santa Cruz'de, değişik mimarisiyle başkentin sembolü olan oditoryum binasında (Auditorio de Tenerife) opera dinlemek; sanat galerilerini ve müzeleri gezmek isterdim.

“Hayat bir kitaptır ve gezip, görmeyenler hep aynı sayfayı okur.” demiş St. Agustine… En kısa zamanda pandemi biter de biz de kaldığımız yerden başka sayfaları okumaya devam edebiliriz. Kalın sağlıcakla…

 

NASIL ARANDI: #müzeyyen topçu tan #ömer tan #diş hekimi #gezi #ada #tenerife #tatil #sahi #plaj #deniz

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.