26-06-2024 00:51

Doktor bir annenin gözünden korona günleri

2020-07-08    0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 2020-07-08
.stripslashes($urun->baslik).

Sağlıkla ilgili konularda hekimlerin işlerinin daha kolay olduğu düşünülüyor. Oysa bazen durum hiç de öyle olmuyor. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olmak, örneğin bebek bekleyen her kadının yaşadığı endişeyi hissetmeyi önlemiyor ya da belirsizliklerden tedirgin olmayı. Üstelik içindeki bu endişe ve belirsizliklere bir de Covid-19 riski eklenince, kaygı düzeyi artabiliyor. Peki, ne yapmalı? İki çocuk annesi, Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu, hem bir hekim hem de bir anne olarak korona günlerini nasıl yaşadığını Kocaeli Life dergisi okurlarına anlattı. Şimdi sizi onun içtenlikle dile getirdiği duygu ve düşüncelerle baş başa bırakıyoruz...

 

HEPİMİZ KORONAVİRÜS UZMANI OLDUK

Televizyonlarda, bol miktardaki tartışma programlarında bu hastalığa dair tüm istatistiki verileri, öldürme, bulaştırma oranlarını uzun uzun dinledik, öğrendik, belki biraz da korktuk. Çünkü bu süreçte hastalık her yönüyle anlatıldı ama dinleyenlerde bazı korkulara da neden oldu sanki. Bir hamilenin, anne adayının birçok konuda korkusu varken bir de üstüne eklenen endişelerin onda yaratacağı etkileri düşünün! Hamilelik yolculuğu özellikle ilk kez yaşayanlar için bilinmezliklerle dolu bir serüven aslında. Her şey yolunda gitse bile bu bilinmezlik zaten başlı başına tedirginlik nedeni. Bir kadın doğum hekimi olarak hamileliğimde her şeyle ilk kez karşılaşmaktan kaynaklanan tüm bu duyguları ben de yaşadım.

Bu konuya tabii ki kendi yaşadığım tecrübeleri aktararak örnek vereceğim. Hep zannedilir ki işin içinde olan kişi, kendisi için en iyisini yapar. Oysa bir atasözümüzde de değinildiği gibi ‘Terzi kendi söküğünü dikemez’. Dolayısıyla gebe kaldıktan sonra kadın doğum hekimi de olsanız bir anne adayısınız, her değişikliği ilk kez bedeninizde tecrübe ediyorsunuz. Yani herkes gibi... İlk haftalarda herkes gibi kalbi atıyor mu endişesi yaşanır, 5. aydan sonra hareketleri hissedilmezse ‘Bir şey mi oldu?’ diye tatilde bile gözü yaşlı ultrason bakılabilecek, kalp atışları dinlenebilecek yer aranır. Ve tabii ki doğum zamanı gelip çattığında “Nasıl doğacak bu çocuk? Ya doğumda bana bir şey olursa ve o annesiz kalırsa?” diye ağlanır. Yani bebek bekleyen birçok anne gibi davranılır... Bunlar size de tanıdık geldi mi?

Sonra doğum olur yine bir bilinmezlik, kitaplardan onlarca kez okunmuş, onlarca anneye nasıl emzirmesi gerektiği anlatılmış olmasına rağmen heyhat bir türlü o bebek emzirilemez. Silikon meme uçları, süt artırıcı çaylar, süt birikmesi olmasın diye pompa kullanımları... Bu arada bebeğin rutin kontrolleri de cabası. Her kontrolde çocuk doktorunun ağzının içine bakmak, her söylediği şeyde olumsuz bir  şey olup olmadığını aramak... Eminim bunlar da çok tanıdık.

Bilinmezliklerle dolu ve kendi içinde kaygı yaratacak birçok noktayı barındıran gebelik ve sonrasında bebek bakımı sürecinde bir de üstüne görmediğimiz ama sürekli bulaştığında nasıl öldürücü olduğu anlatılan bir virüs... Nasıl bir endişe yarattığını sanırım şu an ancak yaşayanlar anlayabiliyordur... Peki ne oluyor bu kaygıyla bir hamilelik yaşadığımızda, biraz yakından bakalım mı? Vücudumuzda stres hormonları artıyor, bunlar bizim gün içinde sürekli alarm durumunda olmamıza neden oluyor. Yani bedenimiz dinlenme pozisyonuna hiç geçemiyor, sürekli enerji harcıyor. Bu stres zaten var olan mide yanmalarımızı artırıyor, mide bulantılarımızı tetikliyor ve olur olmadık yerlerimizde ağrılar hissetmemize neden oluyor. Yine bu stres hormonlarının etkisiyle yaşadığımız huzursuzluk bebeğe de yansıyor. Bir türlü uyumayan, ağlamasını dindiremediğimiz bir bebek... Sonra peşinden gelen yetersizlik duygusu... Acaba çocuğuma yetemiyor muyum? Hatta eğer bu stresi biraz daha artıracak olursak sütümüz azalacağı için belki sadece anne sütüyle büyüyecek bir çocuğa mama takviyesi vermiş olacağız.

 

TEDBİR ALALIM

Evet dışarıda Covid-19 isimli bir virüs var, tıpkı influenza (grip) gibi, tıpkı tüberküloz (verem) gibi... Bu örneği virüsü hafife almak için değil, temizlik kurallarına uyduğumuzda çok da korkmamız gerekmediğini söylemek için yazıyorum. Evet, bulaştığında çok ciddi sonuçlara yol açabiliyor ama bazı virüsler var ki hiçbir tedavisi yok. Bazı kenelerden geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşine yol açan virüs gibi. Özellikle yaz mevsimi gelince yaşa bakmadan herkes için önemli bir risk. Orada da virüsü göremiyoruz ama virüsü taşıyan canlıyı biliyoruz. Tıpkı koronayı taşıyan insanı bildiğimiz gibi. Yani mesafemizi korur, dışarı çıktığımızda maskemizi takar, elimizin de temizliğine dikkat edersek biz üzerimize düşeni yapmış olacağız. Bir gün öleceğimizi hepimiz biliyoruz ama her gün de öleceğimizi düşünerek yaşamıyoruz.

Bunu da böyle görüp, üzerimize düşen görevleri yerine getirip, gerisini Yaradan’a bırakmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Bu yazıyla sizlere farklı bir bakış açısı yaratarak, tedbiri de elden bırakmadan nasıl hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz diye ufak bir yol göstermek istedim. Stresin bedenimizde oluşacak olumsuzlukların kaynağı olduğunu tekrar hatırlatarak; sağlıklı, koronasız, çocuklarınızla bol oyunlu günler dilerim.

NASIL ARANDI: #acıbadem kocaeli hastanesi # kadın hastalıkları ve doğum uzmanı # Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu # doktor # korona # anne # koronavirüs # tedbir # önlem # kocaeli

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.