Doğanın Kalbinde Bir Antik Kent: Alinda

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 08/06/2022
Anadolu’nun en görkemli antik kentlerinden biri olan Alinda Antik Kenti yaşadığı her türlü olumsuzluğa rağmen gezginler için bulunmaz güzellikte bir yer
.stripslashes($urun->baslik).

HABER: GAMZE KIR SAPANCI- AKIN SAPANCI

Ege’de yaptığımız bir yolculuk sırasında kahverengi ‘Alinda’ tabelasını görünce, ‘Kızım olursa adı Alinda Su olsun’ diye içimden geçirmiştim. Üzerinden geçen 5 senede Alinda ismini unuttuğumu itiraf etmeliyim. Öyle ki çocuğumuzun cinsiyetini 34. haftaya girerken öğrenmiştik ve o güne kadar kızımız olursa isminin ne olacağı konusunda bir fikrimiz yoktu. Bir gün, yine o kahverengi tabelayı gördüğüm an kalbime düştü. ‘Buldum’ dedim Akın’a, ‘Kızımızın ismini buldum.’Sıcak bir eylül ayında, kıvrımlı Ege yollarında karşıma çıkan kahverengi ‘Alinda’ tabelası... O an Alinda’nın anlamına bakıp, içimden heceleyişim... Aydınlık, parlak, dost canlısı... Su hep vardı zaten, yanına bir şey arıyorduk: Alinda Su... Ve kızımızın isim hikâyesinin tarihi kentin kalbinde gizli olması. Biz bu geziyle kızımızın adını kutladık. ‘İsmin gibi aydınlık ve parlak olsun ömrün’ dedik. Alinda’nın hikâyesine bir de birlikte bakalım.

ALİNDA ANTİK KENTİ NEREDE? NASIL GİDİLİR?

Alinda, eski Anadolu’nun batısında bir şehir. İç Karya bölgesinde bulunan Alin- da, bugünkü Aydın şehrimizin Karpuzlu ilçesinde yer alıyor. Karpuzlu ilçe merkezi sınırlarında, doğuya bakan bir yamaçta kurulu. Aydın merkezden yaklaşık 40 dakika süren bir yolculuk sonrası önce Karpuzlu ilçesine, sonra tepeye tırmanıp Alinda Antik Kenti’ne ulaşıyorsunuz. Yol öyle güzel ki... Ege’nin bahar kokan yollarında uzun uzun gitmek geliyor insanın içinden. Alinda Antik Kenti’nin aslında 2 giriş kapısı var. Ana kapıya daha düzgün bir yoldan gidiliyor, taşlı yoldan ise aşağıdaki sütunların olduğu alana çıkılıyor. Bakkal duvarında bulunan tabelalar her iki yönü de gösterdiğinden kafanız karışabilir. Biz taşlı yola girince ‘Nereye geldik? Hani antik kent?’ diyerek geri döndük ve ana yola çıktık. Yanlış yola girdiğinizi düşünmemeniz açısından bu ayrıntıyı da belirtmekte fayda var.

ALİNDA ANTİK KENTİ'NE NE ZAMAN GİDİLMELİ?

Burası oldukça geniş bir alana yayılmış, doğanın koynunda bir antik kent. Sanıldığı gibi küçük, bilinmediği gibi tarihten silinmiş değil. İçinde zengin bir tarihi kalıntı barındırıyor. Uzun uzun yürümek, sindire sindire gezmek istiyor insan. Böyle olunca çok sıcak havalarda gezmek zorlaşır diye düşünüyoruz. En güzel zaman bahar ayları. Uzun mesafe ve dağ bayır yürüyeceğinizi düşünürseniz, yağış da olmamalı çok yakıcı güneş de. Şöyle tatlı bir bahar esintisinde, keyfini çıkara çıkara gezilecek bir antik kent Alinda.

ALİNDA ANTİK KENTİ HAKKINDA TARİHİ BİLGİLER

Alinda Antik Kenti, bir Karya kenti. Karyalılar tarafından kurulan Alinda’nın tarih sahnesine çıkışı Karya Prensesi Ada’ya dayanıyor. Bununla birlikte kent hakkında bilinenler İ.Ö. 14. YY’a kadar gidiyor. Alinda, Hitit İmparatoru II. Mur- silis (İ.Ö. 1350-1320) döneminde Sena Irmağı ülkesine bağlı bir kentti. II. Mursilis döneminde Alinda kentinin adının İalanti olduğu biliniyor. Bu bilgileri II. Mursilis’in anallerinden ve Mısır yazıtlarından öğreniyoruz. Alinda Antik Kenti’ne dair yakın çağa ait bilgiler oldukça az. İ.Ö. 340 yıllarında Halikarnassos’ta olan Karya yönetimi iç kargaşalar yaşamaya başlamış ve zaman içinde bu kargaşa aile içi savaşa dönüşmüş. Mausolos’un karısı Artemisia’nın ölümünden sonra Karya’nın başına geçen Ada’yı kardeşi Piksodaros devirmiş ve onu Alinda’ya sürgüne göndermiş. Sonraki dönemlerde Piksodaros ile yönetimi paylaşan Persli Satrap Orontobates de Piksodaros’un ölümünden sonra yönetimi Ada ile paylaşmamış. Prenses Ada’nın sürgün döneminde Anadolu’ya saldıran Büyük İskender, Alinda Antik Kenti’ne de saldırmış, kuşatmasına rağmen almamış. Kenti almaktan vazgeçtiği bir anda Prenses Ada kentin kapılarını açmış ve İskender’i davet etmiş. Aralarında bir antlaşma yapılmış ve Karya’nın fethi sonrası ülkenin yönetiminin Ada’ya verilmesine karar verilmiş. Büyük İskender Karya’yı tamamen fethettikten sonra ülkenin yönetimini Prenses Ada’ya vermiş ve seferine devam etmiş. Bu dönemden sonra Alinda Antik Kenti’nin adı Prenses Ada tarafından Latmos İskenderiyesi olarak değiştirilmiş. İ.Ö. 227-221 tarihleri arasında bölgede söz sahibi olduğu bilinen hükümdar Olympikhos ile ilgili yazıtlar da bulunuyor. Prenses Ada’nın Karya yönetiminde olduğu dönemde Alinda’da Adonis’e ithaf edilen kutsal bir tapınak bulunuyormuş. Bu tapınakta, ünlü heykeltıraş Praxiteles tarafından yapılmış bir Afrodit heykeli yer alıyormuş. Alinda’yı ilk ziyaret eden Avrupalı gezgin Richard Chandler, 1765 yılının ilkbaharında harabelerde inceleme yapmış. Sonraki dönemlerde İngiliz Charles Fellows tarafından da ziyaret edilmiş ve ismini duyurmayı başarmış. Alinda Antik Kenti’nin 3 katlı agorası, Anadolu’nun ayakta kalabilmiş ender 3 katlı agoralarından biri. Anıtsal bir görünümde olan agora, kentin doğusunda dik yamacın başlangıcında yer alıyor. Alinda Antik Kenti geniş bir alana yayılıyor. Çevresindeki surların büyük kısmı yıkılmış olsa da bazı kuleler görülmeye değer şekilde hala ayakta. Bugün hiçbiri tahrip olmamış, halk arasında Yedigözler adıyla anılan su sarnıçları da oldukça heybetli. Kentin ayakta kalmış bir diğer yapısı da antik tiyatro. Küçük bir tiyatro olmasına rağmen, 2 giriş kapısı ve yamaçta kurulmuş yapısıyla oldukça güzel. Zeytin ağaçlarıyla kaplı antik tiyatronun büyük kısmı yıkılmış. Bununla birlikte iki tonuzlu geçidi ve dayama duvarları bozulmamış. Oturma yerlerinin bir kısmı ayakta bir kısmı yıkılmış. Aynı şekilde sahnenin de bir kısmı yıkılmış durumda. Tiyatronun kuzey batısında iki tapınak kalıntısı yer alıyor. Daha yukarıdaki düzlükte bulunan, yuvarlak yapı olarak adlandırılan alandaki kalıntıların adlarının ve kullanım şekillerinin ise yapılacak yeni kazılar sonrasında anlaşılacağı söyleniyor.

ALİNDA ANTİK KENTİ GEZİMİZ

Şimdi gelelim en heyecanlı kısma. Neden Alinda Antik Kenti’ni gezmeye gittik? Aydın’da böyle bir antik kent olduğunu biliyor muyduk? İşin aslı, Ege’ye her yıl birkaç defa seyahat etmemize rağmen böyle bir antik kentin varlığından haberimiz yoktu. Sanırım Ege demek, bizim için deniz tatili demek. Ege demek yaz, kum, güneş demek. Bu nedenle sıcağın bağrında ‘Hadi şu antik kentleri de görelim’ gibi bir düşüncemiz olmadı hiç. Ta ki 2016 yılının eylül ayına kadar. Datça’ya doğru yol alırken, Aydın’da gördüğümüz o kahverengi tabela ‘Böyle bir antik kent de varmış’ dedirtti bize. Ve 1 Nisan 2021. Alinda Su hayatımıza girdi. O günden beri Alinda Antik Kenti’ni gezmek için can attık. Pandemi yasakları, sonra kış mevsimi derken bizim için tam da zamanında yaptığımız bir antik kent gezisi oldu. Bu kez Ege’ye yolculuk yapmamızın ana nedeni Alinda Antik Kenti’ni görmekti. Hem de Alinda Su ile birlikte. Aydın merkezden yaklaşık 40 dakikalık keyifli bir yolculuk sonrası Karpuzlu ilçesine ulaştık. İlçeye girince sağda solda Alinda tabelaları var. Bakkalın ismi Alinda, kıraathane Alinda... Nereye dönsek Alinda. Halk, Alinda ismine alışık. Bakkalın yanında yer alan yönlendirme tabelasıyla koyulduk yola. Taşlık, tali bir yoldan devam ettik. Fakat ileride yokuş ve yolun taş olması zorlama- ya başladı. Sanki antik kent yolu gibi değildi. Epey tırmandık. Sağımız solumuz nostaljik tarihi evler, kır papatyalarıyla dolmuş bahçeler. Bu yol üzerinden antik kenti bulamayacağımızı anlayınca geri döndük ve diğer tabelayı takip edip asfalt yoldan devam ettik. Bu yoldan da yukarı doğru tırmandıktan sonra Alinda Antik Kenti’nin su sarnıçlarının olduğu girişine ulaştık. Arabadan indikten sonra Yedigözler bize bakıyordu... Tatlı bir esinti... Çevrede otlayan koyunlar, kuzular. Tarihin kalbinde doğa, doğanın kalbinde tarih.

***

Ah nasıl anlatsam duygularımı. Kızım için beğenip, hissedip koyduğumuz ismin tarih noktasındaydık. Kapıda bizi karşılayan güvenlik görevlisi uzun uzun anlattı antik kenti. ‘Öyle hemen bitecek gibi değil’ dedi. Antik kent çok geniş bir alana yayılmış. ‘Bebek arabasıyla da gezemezsiniz’ deyince, kucakladık Alinda’mızı. Bir heyecan koyulduk yola. Tam yola çıkarken ‘Alinda’ diye seslenince biri, güvenlik görevlisi dondu kaldı :) ‘Bir Alinda daha mı geldi kentini gezmeye’ diye :) Böyle tatlı bir anıyla başladı maceramız. Yedigözler olarak isimlendirilen devasa su sarnıçları hemen girişte karşıladı bizi. Zaten sarnıçları görünce, bulutlarla birleşen muhteşem manzarasında epey zaman geçirmek, fotoğraf çektirmek istiyorsunuz. Sağda solda inekler, koyunlar, çiçekler.. Nasıl bir güzellik. ‘Şimdi biz yüzyıllar önce tarih yazmış bir antik kentin içinde, kızımızın adını kutlamaya mı geldik’ diyerek yürüdük bütün yolları. Sarnıçlardan ayrıldıktan sonra patika bir yoldan devam edip, zeytin ağaçları arasından antik kentin içine doğru süzüldük. Patika yolda ilerlerken kayalıkların olduğu bir alana geldik. Kayalıklar öyle bir şekil almış ki, burada uzun uzun fotoğraf çektirdik. Hemen akabinde aşağı doğru inince, Karpuzlu’yu gördüğümüz panoramik bir manzara alanıyla karşılaştık. Burada da uzun süre durup hem manzaranın keyfini çıkardık hem de çekim yaptık. Bu alanın ilerisinde bulunan kale kalıntıları da antik kentin önemli yapılarından bazıları. Burada güzel zaman geçirdikten sonra hedefimiz antik tiyatroydu. Antik tiyatro için epey bir yol yürüdük. Karşımızda gösterişli bir tiyatro beklerken, zeytin ağaçları içine saklanmış, pek çok kısmı harabe olmuş mini bir antik tiyatro bulduk. 2 giriş kapısı hala ayakta. İneklerin otlamak için mesken tuttuğu güzelim Alinda Antik Tiyatrosu.Yıkılmış oturma alanlarından sağlam bulduklarımıza yayıldık ailece. Kah bir müzik şöleni kah bir oyun hayal ettik şimdilerde zeytinlik olmuş sahnesinde. Zaman nasıl da su gibi akıyor? Neler gördü acaba bu sahne? Nelere şahitlik etti? Düşündük düşündük. Biraz da içimiz buruk kaldı açıkçası. Böyle güzel bir antik kentin bilinirliğinin bu kadar az olması, antik kentin büyük kısmının hala gün yüzüne çıkarılmaması üzdü bizi. Kim bilir hak ettiği değeri görse daha ne güzellikler sunacak Alinda. Antik tiyatrodan aşağı uzun bir yol yürüdükten sonra kentin bir diğer girişi olan alana varmış oluyorsunuz. Surların olduğu bu alan, ilk olarak denediğimiz köy yolundan varılan yer. Biz şansımızı zorlamayıp dönmüştük. Bazı surlar hala ayakta ve görülmeye değer.

***

Geniş bir alana yayılan Alinda Antik Kenti’ni, geldiğimiz yoldan geri dönerek, çiçekler toplayarak, sindire sindire gezdik. Tatlı bir bahar havasında, bize sunulan güzelliklerin her birini hafızamıza kazıdık. Kızımıza da tek tek anlattık yol boyu. Neden orada olduğumuzu, isminin hikayesini. Ve buraya her yıl gelebileceğimizi söyledik. Evet, evet biz dedik ki ‘Her sene bir kez Alinda Antik Kenti’ne uğrayalım.’ Asıl ziyaret ise Alinda Su bir şeylerin farkına vardığında, isminin anlamını sorduğunda olsun. Anılarımıza daha güzellerini katalım. Kızımızın ismini kutlayalım. Velhasıl kelam, bizim için çok keyifli, bir o kadar anlamlı bir antik kent gezisi oldu. Hayatımız boyunca hiçbir antik kenti bu gurur ve sevinçle gezmedik dersek abartmış olmayız. İyi ki yollarımız Ege’ye düşmüş, iyi ki Ege’yi çok seven biz kızımıza bir parçasını isim olarak hediye etmişiz. Sıralayacak çok fazla iyi ki var. Şimdi size tavsiyemiz, Ege’ye yaptığınız ilk yolculukta şöyle birkaç saatinizi de Alinda için ayırmanız. Bakın size ne keyif verecek:) Uğrarsanız Alinda’ya selamlar :)

YAPMADAN DÖNMEYİN!!!

• Alinda Antik Kenti’nde yürüyerek keşif yapmadan

• Yamaçta durup manzaranın tadını çıkarmadan

• Zeytin ağaçlarının içine gizlenmiş antik tiyatroyu görmeden

• Baharda açan mor çiçekleri koklamadan

• Kuş sesleri eşliğinde kahvenizi yudumlamadan

• Uzun uzun yürüdükten sonra bir noktada yere uzanıp gökyüzünü izlemeden

• Yedigözler ile fotoğraf çektirmeden DÖN-ME-YİN!!!

 

 

NASIL ARANDI: #kocaeli # kocaelilife # kocaelinindergisi # kocaelidergisi # dergilik # gurmekasif # alinda # alindadaglari # gezi # geziyazisi # antikkent # antik

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.