“Çocuğum okulda neden başarısız?”

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 11/01/2022
.stripslashes($urun->baslik).

Ocak ayını, hep karne ayı olarak düşünmüşümdür. Karnelerin alınmasıyla birlikte bazı evlerde yoğun bir mutluluk yaşanması olasıyken, bazı evlerde ise öfke, hüzün, mutsuzluk gibi duygular kendini gösterir. Ders notlarının istenilen düzeyde olmaması beraberinde sorgulamayı, çatışmayı, nedenlerin araştırılması aşamasında da suçlamaları getirir. Klasik olarak da her karne döneminde, “karnesi kötü olduğu için evden kaçtı, kendine zarar vermeye çalıştı” gibi haberler manşetlerdeki yerini alır.  

Okul veya ders başarısını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyen birçok faktör vardır. Çocuk, gidilen okul, öğretmen, ebeveyn ve tutumlardan kaynaklanan birçok neden sayılabilir. Bunlardan en önemlisi; çok da dillendirmediğimiz ama öğrenme süreçleriyle doğrudan ilişkili olan, çocuğun zihinsel kapasitesi yani ‘zeka düzeyi’dir. Çoğunlukla ebeveynlerin ilk aklına gelen yanıt, “Benim çocuğumun kapasitesi bu kadar, bu yüzden zorlanıyor” olmaz. Zeka düzeyi dışındaki sebepleri araştırmak veya kabullenmek elbette ki her ebeveyn için daha kabul edilebilirdir. Sıklıkla da ders başarısızlığının en önemli nedeni olarak çocuğun yeterince çalışmaması gösterilir.  

ZEKA DÜZEYİ GENETİKTİR

Zeka düzeyi, bilişsel kapasite, mental kapasite gibi farklı farklı isimlendirilen bu durum, akademik başarıyı etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Çoklu zeka kuramına göre zekanın bir çok alt grubu olmasına rağmen bütüncül olarak, akademik başarıda zekanın önemi yadsınamaz. Zeka düzeyi kişinin okuduğunu anlama, anlatılanları ve aktarılan bilgileri kolay kavrama ve hafızaya yerleştirme noktasındaki en kritik belirleyicidir. Kişi eğer belli bir zeka kapasitesine sahipse öğretilenleri daha kolay aklında tutar. Soyut kavramları daha iyi analiz eder. Öğrendiği bilgiyi unutması daha geç olur. 

Zeka düzeyini belirleyen en önemli durum ise genetik geçiştir. Yani anne-babadan gelen genetik aktarım, zekanın birincil belirleyicisidir. Normal şartlarda geçen bir hamilelik ve doğum sonrası, herkes ebeveynin aktardığı oranda bir zeka kapasitesiyle doğar. Bunu değiştirmek pek mümkün olmasa da belli uyaranlar ve erken müdahaleyle belli oranda geliştirmek mümkün olabilir. 

SORUMLULUK VE MOTİVASYON

Doğum sonrası doğru çevresel uyaranlar, doğru beslenme ve doğru tutumlarla var olan zekanın en yüksek performansta çalışması mümkün olabilmektedir. Bununla beraber herhangi bir nedenle zeka kapasitesinde belli oranda kısıtlılık olması durumunda, her çocuk sadece kendi yetenekleri ve becerileri doğrultusunda gelişim gösterebilir. 

Sonuç olarak, akademik alanda zorluk yaşayan bir çocukta özellikle zeka kapasitesinin önemi yadsınamaz. Örneğin, matematik becerisi alanında kısıtlılık yaşayan bir çocuğun illa ki sayısal alanda başarı göstermesi, mühendis olmasının beklenmesi çocuğa eziyet etmenin ötesine geçmeyecektir. 

Eğer çocuğun normal zihinsel kapasiteye sahip olduğundan eminsek ve halen çözülemeyen bir akademik yetersizliği varsa, altta yatan başka bir neden ise sorumluluk duygusu ve motivasyon eksikliğidir. Yapılan bütün çalışmalarda, bireyin erken yaşta kendi sorumluluğunu alması, ev işlerinde sorumluluk sahibi olması ile akademik başarının doğrudan ilişkili olduğu yönünde sonuçlar elde edilmiştir. 

UYGUN GÖREVLER VERİLMELİ

Sorumluluk duygusu, çocuğa kazandırılması gereken en temel becerilerden bir tanesidir. Sorumluluk, erken çocukluk döneminden başlayarak çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun görevler vermekle başlar. Örneğin, İki buçuk yaşından başlayarak döke saça da olsa çocuğun çorbasını kendi başına içmesine fırsat vermek, oyuncaklarını toplamasını beklemek, kendi odasında kendi yatağında yatmasına ortam hazırlamak, sorumluluk konusunda çocuğu cesaretlendirici ve destekleyici bir ortam sağlar. Böyle bir ortam çocuğun kendi kendisine yetmesine ve kendi kendini yönetmesine fırsat vereceğinden, onun kendine olan güvenini de artırır. Çocuğa küçük yaşlardan itibaren her alanda aşılanan sorumluluk bilinci, ders sorumluluğunu almasına da yansır. 

Okulda ve derslerinde başarılı olmak öğrencinin sorumluluğudur. Öncelikle bunun bilinmesi ve buna göre hareket edilmesi gerekir. Yanlış ebeveyn tutumlarının akademik başarı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği de asla göz ardı edilmemelidir. Ödevler öğrencinin sorumluluğudur. Ebeveyne düşen, ödevleri sahiplenmek değil, sadece çocuğu gerektiği noktada desteklemektir. 

ÇÖZÜMÜ KENDİSİ ÜRETMELİ

Karnede gelen zayıflar yüzünden anne-babanın matem havasında olması, çocuğun kötü sonuçları yaşamasının ve değerlendirmesinin önüne geçebilir. 

Eğer çocuk, ders başarısızlığının vicdani azabını bizden çok yaşarsa, ne yapması gerektiğine yönelik kendi çözümünü kendisi üretmeye çalışır ama ebeveyn bir çözüm üretirse, dirençle karşılaşmak sıklıkla mümkündür.  

Ebeveynin daha fazla huzursuzluk yaşaması, çocuğun harekete geçmesinin önünü kesecektir. 

Çocuğunuzun zeka kapasitesi yeterli, uygun sorumluluk bilinci var ama halen ders başarısızlığı yaşıyorsa çevresel etmenleri de göz önünde bulundurmak gerekir.  Devam ettiği okulun genel durumu, öğretmeninin özellikleri, sınıfın özellikleri, verilen eğitimin kalitesi, eğitime ek olarak sağlanan imkanlar çocuğun başarısını doğrudan etkiler. Bütün bu noktalarda belirgin problem olmamasına rağmen çocukta görülen ders başarısızlığında önemli olabilecek diğer etmenler ise nöropsiyatrik bozukluklardır.

ÇÖZÜMÜ VAR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, özgül öğrenme bozukluğu, disleksi, depresyon, kaygı bozuklukları, uyum bozuklukları gibi nöropsikiyatrik bozukluklarda ders başarısızlığına sıkça rastlanmaktadır. Çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından yapılan doğru bir klinik değerlendirme ve uygun müdahaleyle ders başarısızlığına yol açan nedenler kolaylıkla çözülebilmektedir. 

Ders başarısızlığının mutlaka bir nedeni vardır. Bunun için çözüm arayışına girmek, uzmanlardan yardım almak önemlidir. Başarısızlık yaşayan çocuğun yaşıtlarıyla kıyaslanmaması ve özgüveninin zedelenmemesi önemlidir. 

Her çocuğun kendi içinde bir başarı alanı vardır ve mutlaka bu alan keşfedilip doğru yönlendirme yapılmalıdır. 

Unutulmaması gereken en önemli konu ise şudur: Eğer çocuk sıkıntı yaşıyorsa, anne-babanın aşırı ilgisiz veya aşırı kontrolcü tutumu, sorunun devam etmesine neden olabilir. 

Öncelikle, suçlamalardan vazgeçip çocuğun niçin bu sorunu yaşadığı araştırılmalıdır. Uzman desteğiyle nedenler araştırılmalı, zaman geçirilmeden soruna müdahale edilmelidir. Aileden, okuldan veya çocuğun kendisinden kaynaklanan problem çözülmeye çalışılmalıdır.

NASIL ARANDI: #figenkaraceylançakmakcı #psikiyatrist #uzman #doktor #çocukgelişimi #okul #eğitim #başarı #psikoloji #sağlık

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.