
Merve Tezcan, Cake Queen markasıyla yalnızca butik pastalar üretmekle kalmıyor; kadın girişimciliğinin gücünü ve dayanışmanın önemini vurgulayan bir bakış açısıyla hareket ediyor. Ona göre gerçek büyüme sadece marka değeriyle değil, kadınların birbirine omuz vererek güçlenmesiyle mümkün.
Bize kendinizden ve şu an yaptığınız işten kısaca bahseder misiniz?
Adım Merve Tezcan, 35 yaşındayım. Yaklaşık yedi yıldır butik pastacılık sektöründeyim ve kendi markamı kurarak girişimcilik yolculuğuna çıktım. Pasta şefi olarak başladığım bu süreçte bugün üretimden tasarıma, marka yönetiminden sosyal medya stratejisine kadar işimin her alanını yöneten bir kadın girişimciyim. Benim için pasta sadece bir ürün değil; bir hikâye ve emek simgesi. Kişiye özel tasarımlar, estetik sunum ve güçlü marka diliyle sektörde kendime özgü bir yer oluşturdum. Amacım sadece satış yapmak değil, bir marka değeri inşa etmek.
Bulunduğunuz sektörde neyi farklı yaparak başarılı oldunuz?
Ürünü değil, deneyimi ön plana çıkardım. Standart üretim yerine kişiye özel tasarım anlayışını benimsedim. Estetik, detay ve sunum kalitesini öncelik haline getirdim.
Sosyal medyada yalnızca ürün paylaşmadım; emeği, süreci ve hikâyeyi anlattım. Bu da markamı sıradan bir pastaneden çıkarıp güçlü bir kadın girişimcilik hikâyesine dönüştürdü. Cesur fiyatlandırma politikası ve imza ürün stratejisi de büyümemde etkili oldu.

Hangi noktaya geldiğinizde “Ben başardım” dediniz?
Başarıyı tek bir rakamla ölçmedim. Zor dönemlerden geçmeme rağmen vazgeçmediğimde, kendi ayaklarım üzerinde durabildiğimi hissettiğimde “başardım” dedim. İnsanların özellikle benim tasarımlarımı tercih etmesi ve markamın bir karşılığı olduğunu görmek en güçlü kırılma noktasıydı.
Bir kadın olarak, başarı yolculuğunda nelerden ödün vermek zorunda kaldınız?
Konforumdan ve bazen duygusal hassasiyetimden ödün verdim. Çok çalıştığım, yorulduğum ve görünmeyen emek verdiğim dönemler oldu. Kadın girişimci olarak hem güçlü görünmek hem de ayakta kalmak zorundaydım. En büyük kazanımım sınır koymayı öğrenmek oldu.
Kadınların iş hayatında daha güçlü olabilmesi için sizce en çok neye ihtiyaç var?
Özgüvene ve finansal bilinçlenmeye ihtiyaç var. Ekonomik bağımsızlık kadının karar gücünü artırır. Ayrıca kadınların birbirini desteklemesi çok önemli. Dayanışma, rekabetten daha güçlü bir kalkınma modelidir.
Yaptığınız işin kentinize ve topluma nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Yerel üretim yaparak şehir ekonomisine katkı sağlıyor, istihdam oluşturuyorum. Bunun yanında kadın girişimciliğinin mümkün olduğunu somut bir örnekle gösteriyorum. Ürettiğim her pasta, insanların özel anlarına eşlik ediyor. Bu da sosyal anlamda mutluluğa ve hatıralara değer katmak demek.
Dönüp geriye baktığınızda, 10 yıl önceki size ne söylemek isterdiniz?
Kendine daha çok inanmasını ve başkalarının sınırlarını kendi hayallerine ölçü yapmamasını söylerdim. “Korkuların geçici, potansiyelin kalıcı. Bir gün kendi markanı kuracak ve kendi adınla anılacaksın” derdim.