Bafa Gölü

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 14/09/2021
Bafa; hala eşek üstünde yük taşıyan köylüleri, yazmasında yöresel ürünler satan teyzeleri, minik balıkçı tekneleri, doğal güzellikleri ve tarihi yapılarıyla zamanın ötesinde bir yer…
.stripslashes($urun->baslik).

HAZIRLAYAN: GAMZE KIR SAPANCI & AKIN SAPANCI (@GAMZENIKA)

 

Ahh Ege.. Her yolu şahane mavilere çıkan, her yolu yeşilliklere açılan canımız Ege… Yine bir gün Söke-Milas yolunda kaybolurken keşfettiğimiz Bafa Gölü... Sürekli göz önünde olup, bir o kadar göz ardı edilmiş bir Ege incisi. Belki de bu kadar şahane olması, bu göz ardı edilişinden kaynaklıdır.

Bafa Gölü, Muğla/Milas karayolu istikametinde, Bafa kasabasının hemen ilerisinde bulunuyor. Ege Bölgesi’nin en büyük gölü. Bir kısmı Söke, bir kısmı Milas sınırlarında. Sanki bir deniz gibi dağların arasında kalmış, koskoca bir güzellikler diyarı.

Girişte, kurumuş bir zemin karşılıyor bizi. Göl kenarında bulunan kayık adeta sanat eseri gibi. Sonrasında kıvrıla kıvrıla ilerleyen yolda el işi ürünler satan köylü kadınları görüyoruz. Sessizlik içinde kıvrılan yollarda harika bir bitki örtüsü, doğal güzellikler eşlik ediyor bize.

Bafa Gölü’nün eskiden Ege Denizi’nin bir körfezi olduğu söyleniyor. Şu anda denize olan mesafesi düşünülünce biraz imkânsız gibi gözükse de yüzyıllar içinde Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla göl haline geldiğini öğreniyoruz.

Gölü çevreleyen dağlar ise adını şeklinden alan Beşparmak Dağları. Dağlara doğru bakıldığında ‘orada bir tarih yatıyor’ dedirten; hafif ürpertici, fazlaca sessiz bir ortam var. Öğrendiğimize göre dağların içinde Bizans döneminden kalma manastırlar ve bazı tarihi yapılar da varmış.

Göl kenarında bulunan Herakleia sapağından sapıldığında Gölyaka Köyü’ne ulaşıyorsunuz, buradan da yürüyüş alanlarını keşfe çıkabiliyorsunuz.

Biraz daha ileride Kapkırı Köyü var. Burada dinlenmek, bir kahve molası vermek, güzel Ege insanıyla sohbet etmek ve Herakleia antik kenti kalıntılarını görmek mümkün. Köydeki doğal hayat ve harika manzara bizi etkiliyor. ‘Burada yaşayan gerçekten yaşlanmaz’ dedirten bir güzellik var ki hayran kalıyoruz. Kapıkırı Köyü’ne ait birtakım efsaneler var, yaptığım araştırmalar sonrasında en beğendiğimi sizinle paylaşmak isterim:

★ ★ ★

Bafa Gölü kıyısında bulunan, şimdi Beşparmak Dağları olarak bilinen Latmos Dağı eteklerinde bir çoban yaşarmış. Bu çoban bir gün koyunlarını otlatmaktan yorgun düşmüş ve bir ağacın altında uyuyakalmış. Bu sırada Zeus’un kızı Selena çobanı görmüş ve bir anda aşık olmuş. O ölümsüz, çoban ise ölümlüymüş.

Baba Zeus, kızının aşık olduğunu anlamış anlamasına da çoban ölümlü olduğu için bu aşka karşı çıkmış.

Selena, babasına, çobanı çok sevdiğini defalarca söylemiş ama Zeus hep karşı gelmiş. Bir gün çoban yine yorgun düşüp uyuduğunda, Selena onu dudağından öpmüş. Zeus bunu görmüş ama çok sevdiği kızı Selena’ya belli etmemiş.

Selena, babasına çobana aşık olduğunu, ölümsüzlüğünü almasını, bir ölümlü olarak çobanla evlenmek istediğini belirtmiş. Zeus sadece bir yol olduğunu, bunun da çobanı ölüm uykusuna yatırmak olduğunu söylemiş. Selena, babasının bu teklifini kabul etmiş.

Çoban ölüm uykusunu yatmış, Selena ise hala ölümsüzmüş. Çobanın ruhu gökyüzüne çıkmış ama Selena’ya dokunamamış bile… Babası oyun oynamış güzeller güzeli kızı Selena’ya, yani sözünü tutmamış.

Şimdi her yıl Haziran’ın 15’inde Selena gökyüzündeki dolunayın içine girer, Bafa Gölü’ne bir damla gözyaşı akıtırmış.

Ve Bafa Gölü, Selena’nın gözyaşıyla hırçınlaşır, o yaz gününde dalgalarla dolu olurmuş.

Bafa Gölü kıyısında yaşayan Karyalılar, İyonyalılar ve diğer medeniyetlerin dilden dile anlatmasıyla efsane günümüze kadar gelmiş.

★ ★ ★

Göl kıyısına indiğimizde gölün ve kumların tadını çıkarıyoruz. Kocaman bir kumsal, küçük bir işletmeyle karşılıyor bizi. Kumsalın karşısında, gölün içindeki tarihi yapı dikkatimizi çekiyor. ‘Kumsal’ diyorum çünkü burası göl kenarı gibi değil, adeta deniz kenarında olduğunuzu hissettiren kum taneleri var. Kısa bir süre önce düğün yapılmış olduğunu düşündüğümüz alanda buna dair bazı ekipmanlar hala duruyor. Biz de fotoğraf çektirmek için harika bir alan bulmuş oluyoruz ve bunu hemen değerlendiriyoruz. Adeta bir zaman denizinin içinde yüzüyoruz. Bu sessizlik, bu görüntü alıp götürüyor bizi.

BAFA GÖLÜ’NDE GEZİLECEK YERLER

Kapıkırı Köyü: Bafa gezinizin merkezî Kapıkırı Köyü olacaktır. Hemen girişinde yemenisini yere serip, yerel ürünler satan teyzeler göreceksiniz. Ziyaretçilerin yoğun fotoğraf çekme ilgisine öylesine alışmışlar ki poz bile verir olmuşlar. Kapıkırı Köyü, Herakleia antik kentinin tam üzerine kurulmuş bir köy. Tarihi dokusunu koruyan köy evleri mevcut. Dolayısıyla Kapkırı İlkokulu’nun bahçesi Helenistik dönemden kalma agora. Köyün Bafa Gölü’ne olan kıyısı ise tarihi antik liman. Köy evlerinin bahçelerinde, çevresinde sık sık antik kent kalıntılarına rastlamak mümkün.

Bafa Gölü adaları: Bafa Gölü gezisinde yapılacak en güzel aktivitelerden biri de gölü tekneyle gezmek ve Bafa Gölü adalarını görmek. Bafa Gölü’nde tam 5 tane ada var. Her adanın içinde Bizans döneminden kalma şapeller, manastırlar, savunma alanları gibi tarihi yapılar bulunuyor. Adaları gezmek için mini tekne turları yapmalısınız. Eğer kişi sayınız fazla ise dolmuş usulü çalışan motorlu teknelerden faydalanabilirsiniz. Sayınız az ise balıkçı kaptanlarla anlaşıp, kendinize özel bir tur yapabilirsiniz.

Kapıkırı Adası: Bafa Gölü’nün simgesi haline gelen Kapıkırı Adası, gölün en dikkat çekici yapısı. Hemen girişte bulunan ada, günümüze kadar korunmuş manastırıyla da dikkat çekiyor. Ada, Helenistik dönemden kalma surlarla çevrili ve içinde iki şapel bulunuyor.

İkiz Adalar: İsminden de anlaşıldığı üzere birbirine bağlı iki adadan oluşan İkiz Adalar’ın aslında biri tam olarak ada değil, kumsalla karaya bağlanmış durumda. Büyük olan adanın içinde Meryem Ana adına yapılmış manastır kalıntısı bulunuyor. Ada, karaya öyle yakın ki yaz aylarında sular çekilince, kumsaldan yürüyerek büyük adaya çıkılabiliyor.

Menet Adası: Gölün en büyük adası olan Menet Adası bir diğer adı ile Kuş Adası, birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Adada 1 kilise ve 2 küçük şapel bulunuyor fakat çok iyi durumda değiller. Adaya yanaştığınızda üzerine çıkabiliyorsunuz.

Kahveasar Adası: Burada da manastır kalıntıları var. Manastır içindeki kilise, tüm adalardaki kiliselerden iyi durumda. Duvarlarda bulunan freskler bile günümüze dek gelmiş. Tekneyle adaya yanaşıp kolaylıkla çıkabilirsiniz.

Herakleia Antik Kenti: Önce bir İyonya kenti olan Herakleia daha sonra Karia yönetimine geçmiş. Büyük İskender’in gelişiyle birlikte de Helenistik dönem başlamış. Buram buram tarih kokan antik kenti de gezmeden dönmeyin elbette.

Doğa yürüyüşü: Bafa Gölü bölgesinde birçok trekking rotası bulunuyor. Kısadan uzuna, istediğiniz yolu tercih edebilirsiniz. 3,5 saatten 9 saate kadar değişen yürüyüş rotalarından bazıları şöyle:

Yediler Manastırı Rotası: Yaklaşık 5 saat süren bir yürüyüş rotası. Bu rotada, 7. YY’da inşa edilen Yediler Manastırı ve Hz. İsa fresklerini görmek mümkün.

Kral Yolu ve Stylos Manastırı Rotası: Toplam 9 saatlik bir yürüyüş rotası. Rota üzerinde bulunan kral yolundan geçerek Stylos Manastırı’nı görebilirsiniz.

Helenistik Şehir Surları Rotası: Herakleia antik kentinin şehir surları boyunca yapabileceğiniz bu yürüyüş yaklaşık 3,5 saat sürüyor.

Karia Yolu- İç Karia Etabı: Karia yolu, 800 km. uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun yürüyüş yolu rotası. Datça Yarımadası’ndan Gökova Körfezi’ne ve Bozburun Yarımadası’na kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Bununla birlikte İç Karia Etabı, daha kısa bir rota çiziyor ve tüm Karia yolunu yürüyemeseniz bile şahane bir rota yapmak adına sadece bu etabı tercih edebilirsiniz. Milas’ın Bozalan Köyü’nden başlayıp Kapıkırı ile devam eden ve Aydın Karpuzlu’da sona eren bir rota. Rota; antik kentlerden, Beşparmak Dağları’ndan, asırlık zeytinliklerden, kral yollarından, neolitik dönem kalıntılarından, Osmanlı evlerinden, Bizans manastırlarından geçire geçire sizi Bafa Gölü’ne çıkarıyor.

BAFA GÖLÜ YEME İÇME

Bafa Gölü’nün çevresindeki restoranlarda yılan balığı yemeden dönmeyin. Gözlemeci teyzeleri de es geçmeyin. Şöyle gün batımında bir kahve mutlaka için.. İnce belli bardakta güzel bir çayı da ada manzarasında hüpletin…

Çeri Restoran: Çeri Restoran’da güzel bir kahvaltıyla güne başlayıp, Bafa Gölü gezisine devam edilebilir. Çeri Restoran, Bafa Gölü’ne gelenlerin sık tercih ettiği güzel bir mekân. Bu sebeple de oldukça kalabalık oluyor. Erken davranıp göl kenarında bir yer bulabilmek önemli. Diyor ki Çeri Restoran: Kaçan balık büyük olur, kaçamayan Çeri’de ızgara olur 

Şükran Abla Gözleme ve Kahvaltı Evi: Bafa Gölü’ne gelmeden evvel uğrayabileceğiniz, Milas’ın Pınarcık Köyü’nde bulunan salaş, temiz bir aile işletmesi. Kahvaltısı ve el açması gözlemeleri favoriler arasında.

Karia Pansiyon & Restoran: Kapıkırı Köyü içinde hem göl hem ada manzarası ve serpme kahvaltı bulabileceğiniz aile işletmesi. Tüm ürünler el emeği. Gün batımının da güzel izlenebileceği bir manzara noktası.

Natura Restoran:  Göle biraz uzak kalsa da kahvaltı ya da yemek için tercih edebilirsiniz. ‘Bafa Gölü’ne gelip yılan balığı yemeden dönmeyin’ deniyor, Natura’da deneyebilirsiniz.

Yapmadan DÖN-ME-YİN!!!

• Bafa Gölü adalarını görmeden

• Tekne turu yapmadan

• Yılan balığı yemeden

• Gün batımı izlemeden

• Bir trekking rotası denemeden

• Çevresindeki köyleri gezmeden

DÖN-ME-YİN…

NASIL ARANDI: #gamzekırsapancı #akınsapancı #gamzenika #gezi #geziyazısı #bafagölü #yemeiçme #balıkçıtekneleri #ege #söke #milas #muğla #beşparmakdağları #yapmadandönmeyin #yemekmekanı #mekan

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.