16-07-2024 22:05

Ante Klinik ile çıtayı yükseltti: Opr. Dr. Bilge Öğütcüoğlu

   0 Kişi Yorum Yaptı   Eklenme Tarihi: 03/11/2021
Donanımı, güler yüzü ve sempatik kişiliğiyle ilimizde geniş bir kesim tarafından tanınan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu, Yahya Kaptan’da hizmete açtığı Ante Klinik ile hizmet kalitesinin çıtasını daha da yükseltti
.stripslashes($urun->baslik).

RÖPORTAJ: ZEYNEP AKAR

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI TİMUÇİN

 

Bilgisi, donanımı, güler yüzü ve sempatik kişiliğiyle tanınan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu, imza attığı başarılı çalışmalarla adını her geçen gün biraz daha fazla duyuruyor. Hastanedeki görevinin yanı sıra yaklaşık 5 ay önce Yahya Kaptan Mahallesi’nde açtığı Ante Klinik ile hizmet kalitesini daha da artıran Dr. Öğütcüoğlu, artık hastalarını çok daha ferah, şık ve konforlu bir ortamda ağırlıyor. Uyguladığı başarılı tedavi yöntemleriyle bugüne dek sayısız kadının annelik hayalinin gerçeğe dönüşmesinde önemli rol oynayan Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu, Ante Klinik’te gebelik takibinin yanı sıra kadın hastalıklarının teşhis ve tedavisinde de başarılı çalışmalar yapıyor. Kliniğinde smear testi, spiral işlemleri ve aşılama gibi pek çok uygulamaya imza atan Opr. Dr. F. Bilge Öğütcüoğlu ile kısırlık tedavisindeki yenilikleri, sık rastlanan kadın hastalıklarını ve genital estetik hakkında merak edilenleri konuştuk. İlgiyle okuyacağınızdan eminiz.

Bilge Hocam, bize kendinizden bahseder misiniz?

1983 Konya doğumluyum. Kocaeli ile ilk tanışmam, İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra mecburi hizmet için Gölcük’e gelmemle oldu. Müteakiben uzmanlık eğitimimi almak maksadıyla İstanbul’a geri dönerek Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştım. 2013’te tekrar Gölcük’e gelerek Gölcük Devlet Hastanesi’ndeki görevime başladım. 2017 yılında Acıbadem Hastanesi’ne geçtim; hastanedeki çalışmalarım devam ederken, 5 ay önce kendi kliniğimi açtım. Şu anda her ikisini birlikte yürütüyorum. Öğleden önce Acıbadem Kocaeli Hastanesi’nde, öğleden sonra ise Ante Klinik’te hastalarıma hizmet veriyorum.

Ante Klinik çok şık olmuş… Burada hangi hizmetler veriliyor?

Evet, tasarım ve inşa aşamasında hastalarımız açısından en iyisi olacak şekilde düşünerek hazırladığımız, oldukça ferah ve şık bir klinik oldu. Burada jinekolojik muayenelerimizi ve gebe takiplerimizi yapıyor, ultrasonla konulabilecek tanıları koyuyor, smear testi yapabiliyor, biopsi işlemlerini gerçekleştiriyor ve lazer tedavilerini uyguluyoruz. Kliniğimize gelen hastaların ilave bir çaba içine girmeden genetik testler dahil tüm tetkik ve tahlilleri, anlaşmalı olduğumuz laboratuvarla, klinik içerisinde yaptırabiliyoruz. Ayrıca çocuk sahibi olmak isteyen aileler için aşılama ünitemiz mevcut. Tüp bebek ihtiyacı olan hastalarımızı da tüp bebek merkezlerine yönlendiriyoruz. Ameliyat ve doğumları ise anlaşmalı hastanelerde yapıyorum. Kliniğimizde belirli dönemlerde gebelik takibi ve doğuma hazırlık için seminerler de düzenliyoruz; ileride daha büyük alanlarda doğuma hazırlık kampları yapmak gibi bir planımız var. Bunun dışında aktif olarak kullanılan bir gebe eğitim odamız mevcut. Anne adaylarının talepleri doğrultusunda pilates, yoga, hamile masajı gibi eğitimleri, alanında uzman personel eşliğinde yaptırabiliyoruz.

NE ZAMAN TÜP BEBEK?

Ante Klinik’te aşılama tedavisi de yaptığınızdan bahsettiniz…Tedaviye başlamadan önce çiftler nasıl bir yol izlemeli?

Eğer kişi, bir yıl boyunca korunmasız düzenli ilişkiye rağmen hala gebelik elde edemediyse, bir kadın doğum uzmanına görünmeli. Vücudumuz çok güzel bir koruyucu mekanizmaya sahip ve gebe kalmaya mani hiçbir fiziksel sorun olmasa bile kendisini tehdit altında hissettiğinde önce üreme fonksiyonunu durduruyor. Dolayısıyla, gebe kalamamanın pek çok farklı sebebi olabilir. Biz, önce bu nedenleri araştırıyoruz. Tiroid bezlerinin düzgün çalışmaması, insülin direncinden dolayı kontrolsüz kilo alımı gibi yumurtaları baskılayan nedenler olabilir. Kişi çok yoğun sigara içiyorsa, bu tüketimi azaltmasını ya da çok kiloluysa ideal kiloya düşmesini istiyoruz. Buna rağmen hala gebelik oluşmuyorsa, medikal bir sorun olduğunu düşünüyoruz ve tedavi yoluna gidiyoruz.

Hangi medikal sorunlar gebe kalmaya mani oluyor?

Araştırmaya yumurtalıklardan başlıyoruz. Yumurta üretim aşamasında, çatlama aşamasında ya da tüplere geçtikten sonra rahime transfer sonrasında problem var mı diye araştırıyoruz. Klinik muayene, kan testleri ve rahim filmiyle gebe kalmaya engel olan sıkıntıyı tespit ediyoruz. Elbette, sorun erkekte de olabilir; eşten de sperm testi istiyoruz. Tüm bu tetkiklerden sonra sıkıntı hangi kalemdeyse ona yönelik tedavi başlıyoruz. Bu şekilde tüm yollar denenmesine rağmen hala gebelik oluşmadıysa ya da doğal yollarla hamile kalmaya mani bir durum söz konusuysa aşılama ve tüp bebek yöntemlerine baş vuruyoruz.

AŞILAMA NASIL YAPILIR?

Aşılama ile tüp bebek arasındaki fark nedir?

Şayet, kadının tüplerinde bir tıkanıklık ya da gebeliğe mani başka bir durum yoksa; her şey normalse ama yine de gebelik oluşmuyorsa başvurduğumuz ilk yöntem, aşılama. Bu işlemde, önce kadının yumurtalarını geliştiren bir tedavi uyguluyoruz. Ardından erkeğin spermlerini laboratuvar ortamında döllenmeye hazırlıyoruz. Spermleri daha hareketli hale getirip uygun zamanda rahim içerisine yerleştiriyoruz. Böylece, spermlerin yumurtaya ulaşması aşamasındaki yolu kısaltmış oluyoruz. Aşılama; klinik ortamında, vajinal yolla yapılan bir işlem. Ağrısız, sızısız bir işlem olduğundan herhangi bir anestezi de uygulamıyoruz. Tüp bebek tedavisinde ise döllenme dışarıda gerçekleşiyor. Yine önce yumurta uyarıcı işlemler yapılıyor ve yumurtalar tek tek toplanıyor. Bu yumurtalar, eşten alınan spermlerle laboratuvar ortamında döllendiriliyor. Döllenmiş yumurtalardan kaliteli embriyolar oluşmuşsa, annenin uygun zamanında rahimin içerisine yerleştiriliyor ve rahime tutunması bekleniyor.

Bu tedavilerin başarı oranları nasıl?

Kadının bir aylık periyotta normal yollarla hamile kalma ihtimali, yüzde 25. Aşılamayla biz bu oranı yüzde 40’a çıkarıyoruz. Tüp bebek tedavisi ile oran yüzde 60’lara çıkıyor. Bu yöntemlerden hiç biriyle yüzde 100 gebe kalınabileceği söylenemez ama biz sperm ve yumurtaya biraz daha yol gösterip, onların işlerini kolaylaştırıyoruz.

55 YAŞINDA ANNE OLDU

Kısırlık tedavisinde yeni yöntemler var mı?

Son dönemlerde PRP tedavisini de sıklıkla uyguluyoruz. Bildiğiniz gibi bu tedavi daha önce cilt için ve ortopedi alanlarında kullanılıyordu, artık kısırlık tedavisinde de PRP’den yararlanıyoruz. Yumurtalık rezervi azalmış, erken menopoz adayı olan hastalarımızda, PRP uygulamasıyla yumurta rezervlerini daha kaliteli hale getiriyoruz. Bütün kadınlar belli bir yumurta rezerviyle dünyaya gelir. Menopoz dönemine kadar bu rezervi yavaş yavaş kaybederiz. Ancak bazen genetik ve çevresel faktörler, sigara ve alkol kullanımı, çalışma şartları, radyasyona maruz kalma gibi sebeplerle yumurta rezervlerimiz çabuk bitebiliyor; erken menopoz söz konusu olabiliyor. Bu gibi durumlarda PRP ile yumurtaların ölümü yavaşlatılabilir. Ayrıca menopoza geçerken yumurta kalitemiz de azalır. Yine PRP ile yumurta kalitesini artırıp döllenme ihtimalini yükseltmiş oluyoruz.

Kısa bir süre öncesine kadar 35 yaş, anne olmak için geç sayılırken, şimdi 50’li yaşlarda bile çocuk sahibi olunabiliyor. Bunun sebebi nedir?

En önemli sebep artık kadınların iş hayatında daha aktif rol almaya başlaması. Kadınlar eskiden 20’li yaşlarda evlenip çocuklarını kucaklarına alırken, şimdi eğitim ve iş yaşamını yoluna koyduktan sonra evlilik yapmayı tercih ediyor, evlendikten sonra da biraz hayatın tadını çıkarmak istiyor. Tıp alanındaki gelişmeler de geç yaşlarda anne olmaya daha fazla imkan sağladığı için çocuk sahibi olma yaşı 40’ları hatta 50’leri buluyor. Benim, ilk gebelik rekorum 55 yaş. Geç evlenmiş bir hastam, tüp bebek yöntemiyle 55 yaşında gebe kaldı ve bebeğini sağlıkla dünyaya getirdi.

İleri yaştaki gebeliğin daha riskli olduğu söylenebilir mi?

Evet, her şey yolunda olsa bile 35 yaş üstü, ‘ileri yaş gebeliği’ olarak sınıflandırılıyor. 35 yaş ve üzerindeki anne adaylarının hem gebelik takipleri daha sık yapılıyor hem de kan sulandırıcı ilaçlar gibi bazı takviyelerin kullanılması gerekiyor.

Peki, sizce anne adayları normal doğum mu yoksa sezaryen ile doğum mu yapmalı?

2000’li yılların başında başlayan ‘sağlıkta dönüşüm’ süreciyle beraber hastanede çalışan hekimlerin iş yükü ve sorumlulukları artınca, sezaryen doğum oranları da arttı. Bunun nedeni, hekimlerin hukuki olarak da baskı altında olmasıydı. Normal doğumda bir sıkıntıyla karşılaşıldığında hekimler suçlanmaya, neden sezaryen yapılmadığı sorgulanmaya başlandı. Hal böyle olunca hekimler, risk almadan bebeği sağlıklı dünyaya getirmek için sezaryen doğuma yönlendiler ve ülkemizde yüzde 10-15 arasında olan sezaryen oranı, bir anda yüzde 80’lere çıktı. Sezaryen, ülkemizde hem ekonomik olarak hem de kadının sağlığı açısından büyük bir kayıp. Son dönemde bu döngü biraz kırıldı çünkü normal doğumda olabilecek komplikasyonlar, aileler tarafından daha iyi anlaşılabiliyor. Normal doğum, adı üstünde normal olan. Ben de bir hekim olarak, eğer doğasında bir sıkıntı yoksa her kadına bu hakkın verilmesi gerektiğini düşünüyorum ve hastalarıma da bunu öneriyorum. Sezaryen doğum sonrası da normal doğumu destekliyorum. Şartlar ve bebeğin ölçüleri uygunsa, rahim duvarı kalınlığı müsaitse takip ettiğim anne adaylarına, ikinci bebekte normal doğumu deneyimlemek isteyip istemediklerini mutlaka soruyorum. Normal doğum sırasında bir sıkıntıyla karşılaşırsak, tabii ki sezaryen de her zaman elimizin altında.

Sezaryen doğumlar da eskiye göre daha farklı, değil mi?

Artık annelerimizde, genel anesteziyi çok nadiren tercih ediyoruz; genellikle epidural anestezi yapıyoruz. Böylece hem bebeğe anestezi gitmemiş oluyor hem de anne doğum sonrasında uyanık ve aktif oluyor. Hemen bebeğini alıp emzirmeye başlayabiliyor. Annede aşırı doğum korkusu ya da sırt kemiklerinde epidural anesteziye mani bir sıkıntı olmadığı sürece genel anestezi yapmıyoruz.

Çocuk sahibi olmak istemeyen aileler için korunma yöntemleri hakkında da bilgi verir misiniz?

Doğumdan sonraki süreçte, doğum kontrol hapları kullanılamadığı için korunma yöntemleri sınırlı. Bununla beraber emzirme döneminde kullanılabilen bazı hormonal yöntemler var. Aylık ya da üç aylık etkisi olan iğneler, bu yöntemlerden biri. İğne tercih etmeyenler için hap ya da cilt altına yerleştirilen formu da mevcut. Bu yöntemin kişiyi tamamen adetten kesmek gibi bir yan etkisi var ki bu da bence doğamıza aykırı. Bu nedenle ben spirali ya da prezervatifi daha çok öneriyorum. Artık yeni nesil spirallerde ağrı ve kanama riski de olmuyor. Herhangi bir hormonal içeriği olmadığı için henüz doğum yapmamış hastalarda bile kullanıyoruz.

EN SIK YAPILAN HATA

Biraz da kadın hastalıklarından bahsetmek istiyorum… En sık rastlanılan kadın hastalığı hangisidir?

Poliklinik kontrollerinde en sık genital bölge enfeksiyonlarıyla karşılaşıyoruz çünkü her mevsim enfeksiyona sebep olabilecek faktörler var. Yazın havuz ve denizin, kışın da soğuğun etkisiyle enfeksiyon oluşabilir. 

Enfeksiyondan korunmak için nelere dikkat edilmeli?

Aslında, vücudumuzun kendine ait koruma mekanizmaları var. En önemli görevimiz, bu mekanizmayı bozmamak. Cildimizde ve genital bölgemizde, bizi dış etkilerden ve zararlı bakterilerden koruyan flora bakterilerimiz var. Bu bakteriler zaten genital bölgenin hijyenini sağlıyor. En sık yapılan hata genital bölgenin daha temiz olması adına kimyasal ürünler kullanmak. Temizlik için dışarıdan yapılan her müdahale vajinal flora bakterilerini bozuyor ve enfeksiyona açık hale getiriyor. Genital bölge temizliği için ekstra bir şey yapılmasına gerek yok.

TEK SEANSTA ÇÖZÜLEBİLİYOR

Kadınları en çok rahatsız eden sorunlardan birisi de vajinismus… Bu konuda da başarılı çalışmalar yaptığınızı biliyoruz. 

Kadınlar, vajinismus olduklarını ilk ilişkiye girdikleri zaman anlayabiliyorlar. Sorunla karşı karşıya kaldıklarında ise bunun nedenini sorguluyorlar. Bilinçli aileler vajinismus için mutlaka bir uzmana başvuruyor. Vajinismus, vajina girişinde bir perdenin olması ya da kızlık zarı anormalliklerinden kaynaklanabildiği gibi tamamen psikolojik bir durum da olabilir. Şayet anatomik bir problem yoksa tamamen psikolojik olduğunu söyleyebiliyoruz. Böyle durumlarda, kişi kendisini istemsiz bir şekilde kasıyor ve ilişki gerçekleşemiyor. Vajinismus sorununu seanslar ve hastalara verilen ev ödevleriyle çözüyoruz. Bu ödevler, kas gevşetme ve kendi vücudunu tanıma üzerine oluyor çünkü vajinismusun altındaki sebep, bilinmezliklerin getirdiği korku. Bunu da ancak eğitimle ve ödevlerle aşabiliyoruz. Sorun genellikle bir seansta çözülüyor.

Ante Klinik’te smear testi de yapılıyor… Bu test, neden bu kadar önemli?

Ülkemizdeki kadınlarda, meme kanserinden sonra en sık görülen tür, rahim ağzı kanseri. Erken teşhisle hayat kurtarabileceğimiz çok nadir kanser türü var; rahim ağzı kanseri de erken teşhisle yüzde 100 tedavi edebildiğimiz bir hastalık. O yüzden smear testleri çok kıymetli. Doğum sonrası kontrollerde, tüm hastalarımızın smear testini yapıyoruz. Yıllık kontrollerine smear ile başlıyoruz. Test sonucunda bir anormallik görürsek mutlaka rahim ağzından biyopsi yapıyoruz. Sıkıntı varsa, hasarlı dokunun oluşmaya başladığı alanı alarak yayılmayı engelliyor; kanseri daha hücre aşamasındayken temizliyoruz. Böylece rahim zarar görmüyor, daha sonraki gebelik ve doğum süreçleri de olumsuz etkilenmemiş oluyor.

Rahim ağzı kanseri aşısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rahim ağzı kanserine, 100’den fazla tipi olan HPV virüsünün, bazı tipleri neden olur. Biz bu tipleri smear gibi testlerle görebiliyoruz. Rahim ağzı kanserini önlemede kullanılan iki aşı var, ikisi de koruyucu ama erken yaşta aşılanmak önemli. 9 ve 13 yaş arasında 2 doz yapıyoruz, 13 ile 26 yaş arasında 3 doz yapıyoruz. 26 yaşından sonra yapıldığında koruyuculuğu daha az. Bu aşılar bizde hala özel aşılar kapsamında olsa da rahim ağzı aşısını aşı takvimine alan pek çok ülke var ve istatistiklere göre bu ülkelerde rahim ağzı kanseri oranları düştü. HPV erkeklerden kadınlara bulaşan bir virüs olduğu için erkekleri aşı takvimine alan ülkeler de var. Artık ülkemizde sağlık ocaklarında da HPV ve smear testi ücretsiz olarak yapılıyor. Aile hekimleri takip ettikleri 30 yaş üstündeki kadınlara HPV testi ve smear testi yapıyor. Bu durum büyük bir avantaj sağladı.

GENİTAL ESTETİK NEDİR?

Genital estetiğe hangi durumlarda ihtiyaç duyulur?

Sanılanın aksine, genital estetiği çoğunlukla tıbbi nedenlerle yapıyoruz. İri bebek dünyaya getiren kadınların vajinasında oluşan yırtılmalar, genital estetiğin başlıca sebeplerinden. Doğum sonrası süreçte vajinadaki bu genişlik, kadını enfeksiyonlara açık hale getiriyor, geçmeyen vajinal enfeksiyonlara ortam hazırlıyor. Ayrıca kişilerin cinsel hayatı da bu durumdan olumsuz etkileniyor. Doğumlara bağlı olarak yaşanan idrar kaçırma sıkıntısını da genital estetik operasyonlarıyla ortadan kaldırabiliyoruz. İdrar kaçırma tedavisini, uygun hastalarımızda lazerle de yapabiliyoruz. Geçmeyen mantar enfeksiyonlarını ve genital beyazlatma işlemini de lazerle gerçekleştiriyoruz. Bunun yanı sıra hızlı kilo almaya veya vermeye bağlı olarak, dış genital bölgedeki iç ve dış dudaklarda büyüme ya da sarkmalara rastlanabiliyor. Bu durum da aşırı terlemeye, dolayısıyla enfeksiyonlara neden olabiliyor. Bu gibi durumlarda da dış dudak düzeltme ameliyatları yapıyoruz. Çok fazla kilo alıp vermiş kadınlarda, dokuda kişiyi rahatsız eden bir görüntü olduğunda da genital dolgu ile sorunu ortadan kaldırıyoruz. Lazer ve dolgu uygulamalarını kliniğimde gerçekleştiriyoruz. Bunlar, öğle arasında bile yapılabilen, ağrısız, acısız, kişinin günlük hayatını etkilemeyen uygulamalar. Vajina daraltma ve idrar kaçırma ameliyatları ise ameliyathanede gerçekleşiyor.

SPORU ÇOK SEVİYORUM

Bilge Hocam, biraz da iş dışındaki hayatınızdan bahsedelim…

Evliyim ve iki kız annesiyim. Eşimle lisedeyken tanıştık. Aslına bakarsanız, meslek seçimimde eşimin de etkisi oldu. Lise sonda, üniversite tercihlerimi yaparken yanımda hep o vardı. Üniversite eğitimi boyunca kendisinden uzakta olmak istemediğim için ben de onun gibi ilk üç tercihimi İstanbul’daki üniversitelerden yana kullandım ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. Ondan sonraki süreçte de hiç ayrılmadık. Şu anda da iki kızımızla birlikte Yuvacık’ta yaşıyoruz.

İş dışında ailenizle birlikte neler yaparsınız?

Küçük kızım doğmadan önce, henüz 20’li yaşlardayken daha aktiftik ama şimdi de iş dışındaki zamanda birlikte yaptığımız pek çok aktivite var. Örneğin ailece bisiklete binmeyi, evde oyunlar oynamayı, kızlarla mutfakta zaman geçirmeyi çok severiz. Onun dışında bazen eşimle çocukları paylaşır, anne-kız ve baba-kız günleri düzenleriz. Bu sayede, tek çocukla baş başa daha verimli ve onların yaşına göre daha keyifli aktiviteler yapabiliyoruz.

Hobileriniz var mı?

Sporla çok ilgiliyim. Veteran oyuncular için kurulmuş olan Anka takımında voleybol oynuyorum. Suyu çok seviyorum, su sporlarının hepsini yapmaya çalışıyorum. En son eşimin de desteğiyle sörf yapmaya başladım. Bunun yanı sıra kış sporu olarak kayak yapmayı da çok severiz ve yakınımızda bir pist olması avantajını kullanarak günübirliğine de olsa fırsat buldukça Kartepe’ye gideriz. Biraz önce de bahsettiğim gibi bisiklete binmek bir diğer hobim. Hatta geçtiğimiz haftalarda ilimizde düzenlenen ‘Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’nun organizasyonunu gerçekleştirmek de bana kısmet oldu.

İLETİŞİM

Adres: Yahya Kaptan Mah. Şht. Ali İhsan Çakmak Sok. No:10 Kat: 3 İzmit/Kocaeli

Tel: 0542 311 26 83 • Instagram: @ante_klinik

 

NASIL ARANDI: #anteklinik #oprdrbilgeöğütcüoğlu #uzmandoktor #kadınhastalıklarıvedoğum #kadınhastalıkları #doğum #kadın #gebe #smear #vajinismus #genitalestetik #tüpbebek #aşılama #annelik #bebek #spiral #uzmankadro #sağlık #estetik #uzman #prpuygulaması #menopoz #kocaeli #yahyakaptan

YORUMLAR
Yaptığınız yorumlar editör onayından geçmektedir.